19 Ocak 2010 Salı

Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisidir

Mahmut yılımın ilk feedi bu. Değişti etrafımda bazı şeyler. Mahmut yılım hareketli geçeceğe benziyor. Öncelikle taslağı değiştirdim yani yazmadan evvel...

Yeni yıla yeni departmanımda girdim; yeni odam, yine yeniden değişti. Karideslerimi de Barış'a verip yerine kerevit alacağım yeni yılda ama onu yine şimdi anlatmayacağım. Sadece hayat sürekli değişmiyor. Ben de değişiyorum. Eskiden yerimde sayıyormuşum gibi gelirdi ama "Tebdil-i mekanda ferahlık vardır"a inanıyorum ben.

Her gün aslında aynı güne uyanıyormuşum gibi gelse de kariyer dediğin şey zaten yangın merdiveni gibi, yavaş yavaş ve kendi etrafında dönüyormuşsun gibi geliyor hep ve açı dar olduğu için çıkması da acılı oluyor. Sıkılıyorsun çoğu zaman aynı şeyleri görmekten, aynı şeyleri gördüğünü zannetmekten ama birgün geliyor, vay be diyorsun hakikaten yükselmişim...

...ve hani kendi saçlarını uzarken farketmezsin ya! Birgün biri, saçların ne kadar uzamış der; gider bir berbere saçları kestirirsin ve o zaman farkedersin ne kadar uzadığını saçlarının. Vay be dersin hakikaten uzamış...

Birgün biri çıkıyor, sen olmuşsun hadi artık burdan devam et. Vay be hakikaten olmuşum ben...

Değişim, iyidir. Ezber bozar, düşündürmeye sevk eder yeni şeyler keşfedersin.

Yeni masam, yeni departmanım, yeni blog şablonum, yeni hobim, Mahmut'um, bir de yeni bir ev olayına girersem ne ala!

kaynak: http://okunak.blogspot.com/

31 Aralık 2009 Perşembe

2010 İçin Avocado Tohumu Diktim Hayatıma.

Geçen yıl kırmızı kiraz karides ile başladığım akvaryum dünyamı genişletme kararı aldım. Karideslerimi Barış'a verip yerine kerevit alacağım. Kerevit maceramı daha sonra uzun uzun anlatırım ama bu aralar bir de avocado çimlendirme ve bonsai tutkusu sardı bünyeyi. Aslında bu avokado ile 2. tanışmam. Yazın bir kere daha denemiştim avokado yemeyi, armut gibi soyup ağzıma atmıştım. İğrençti tadı, buruk bir tad bırakmıştı meğer avokadonun kendi haline bekleyip olgunlaşması gerekiyormuş.

Gölgelik yerleri seven avokado ağacı hem güneş almayan evim için ideal bir salon bitkisi olacak hem de köklendirme aşamaları toprak dışında yani bardakta olacağı için gözlemleme ve fotoğraflama şansım olacak. Ek olarak, kökleri suyun içinde istediğim kadar uzatabilme imkanım olacak bu sayede uzayan kökleri bonsai için kayaya sarma şansım olacak ve umarım bu teorikteki planlar pratikte de uygulanabilir olacak.

2009'da ağızda buruk tatlar bırakan şeyleri olgunlaştırmaya çalıştım. 2010'a bir fidan diktim bu gece. 2010'da avokado çekirdeğim çimlenir köklenir ve büyür. Buruk olan her şeyi bu sene leziz olsun.

Gelelim avokado çimlendirmeye... Önce avokadomu kestim çekirdeğini çıkarttım ama fotoğraf çekmek sonradan geldi aklıma. Çekirdeği içine koyup, pozu kaçırmış fotomuhabirleri gibi "bir poz daha alabilir miyiz" pozuna girdim. Ne kadar inandırıcıysa o kadar çektim işte



Öncelikle almış olduğum yeşil mucizeyi oda koşullarında bırakarak kendi kendine olgunlaşmasını bekleyin diyorlardı. Benim aldığım yerde hafiften olgun zaten avokadom. Sert ve yemyeşil avokadolar, duruma göre değişmekle birlikte ortalama 1 hafta içinde olgunlaşıyormuş.

Fotoğrafını sonradan çektiğim avokadoda da görüldüğü gibi dikey bir şekilde çekirdeğe zarar vermeden ortadan ikiye kestim avokaoyu.


Sonra yine çekirdeğe zarar vermeden kaşıkla kenarları hafifçe kanırtılarak avokado çekirdeği yerinden çıkarttım. Etli kısmı, Barış'tan alınacak tarifle lezzetlendirilmesi için buzdolabına kaldırdım.

İnternetten araştırdığım kadarıyla avokado çekirdeği, kabuğu soğulup uç ve alt kısımları çok hafifçe kazınarak ılık suda muamele edildiğinde çimlenme süresi hızlanıyormuş. Ben de öyle yaptım. Keskin bir bıçakla hassas bir işçilikle yine çekirdeğe çok zarar vermeden kabuğunu soydum. Çekirdeğe zara verirseniz kararmalar olabiliyormuş. Çekirdeğe zarar verdim. Hakikaten karardı. Gerçekmiş.



4 adet kürdanı çok hafifçe avokado çekirdeğine batırdım. Burada yine, kürdanların çekirdeğe çok fazla batırılmaması öneriliyor. Kürdan yöntemi dışında yine süngerin içine saklama, ıslak kağıtta bekletme gibi farklı uygulamar da mevcut. Ancak ben, hem bulaşık makinesinde kırılmış olan su bardağını değerlendirmek hem de köklenme aşamalarını görüntüleyebilmek amacıyla bu yöntemi seçtim.


Uzun ve meşakketli bir süreç ama seviyorum uğraşmayı, çözmeyi. Hülasa 2010'a işte böyle yeni bir başlangıç yaptım. Hele bir başlayalım da. Başlamak bitirmenin yarısıdır demişler ama iyi biter diye umud ediyorum. Zaten tek sayılı yıllarda üniversite sınavı kazık oluyormuş diye bir şehir efsanesi vardı dershane yıllarımda. Anladım ki o Kemal Gürüz'e has bir kıllık değilmiş. Çift yıllar daha iyi geçiyor benim için.

Avokadoma Mahmut ismini 2010 yılını da Mahmut yılı ilan ediyorum. Mahmutla ilgili tüm gelişmeleri, yani tümü olmasa da buraya yazılabileceklerini yine yeri geldiğince yazmaya devam edeceğim blog.


Not: Hikayedeki tüm Mahmutlar hayat ürünüdür.
Hayat, benim Mahmut Hoca'm

kaynak: http://okunak.blogspot.com/

22 Aralık 2009 Salı

Al Dedi... Git Dedi...

Fiat'ın reklamlarını oldum olası sevemedim bir türlü. Yaratıcılıktan uzak, popilist reklam şeyisiyle nereye kadar? Ticaretin yakışıklısı vardı mesela Fiorino, ticarette yakışıklı bir otomobil nasıl oluyor buna açıklıklık getirmiyordu. Fiat Punto'nun reklamları da yine bir otomobilden beklenenleri yansıtmayan, kornalarla bir ahenk yakalatılmaya çalışılmış bir reklamdı. Kapı ziline oynayan çocuklar için eğlenceliydi ama yani ben, neden korna çalabiliyor diye bir otomobil alayım ki...

Şimdi de 3. sınıf kadın programlarıyla gündeme gelmiş bir geyiğin üzerine yatmaya çalışıyor. Neyse en azından bu sefer ÖTV indiriminden filan bahsetmişler. Bir şeyi öne çıkartmayı akıl edebilmişler ki bu reklamda bile daha ön plana çıkan Al Dedi .... Git Dedi kısmı gibi duruyor. Çünkü reklamın sonunda bu vurgulanıyor. Artık noktalı kısım isteğe bağlı olarak doldurulabilir nereye ne şekilde gidilmesi isteniyorsa artık...








kaynak: http://okunak.blogspot.com

16 Aralık 2009 Çarşamba

diyafram nefesi

Katıldığım bir kursta uzun sunumlarda yorulmamak için diyafram nefesi almayı tavsiye ediliyordu. İşte ne bileyim iki elimizden birini göğüse, diğerini karına koyacakmışız, karının üzerindeki el inip kalkacakmış. Bebekler de diyafram nefesi alırmış, hem stresimizi alırmış daha rahat olurmuşuz.

Şu horoz hayvanını görünce daha çok stres oluyorum şerefsizim.




Hani futbolcular önemli maçlardan önce yüksek yerlerde kampa çıkarlar. Ben de önemli sunumlardan önce Denizli'ye mi gitsem kamp için. Gitmişken Pamukkale'ye de gideriz. Travel hesabına.

kaynak: http://okunak.blogspot.com

Küfür mü Ediyorlar Belli Değil!

Geçen yıl başlamıştım İngilizce kursuna. English Time Taksim şubesi park sorunu nedeniyle Bakırköy şubesine geçeyim dedim. Onların kurs açtığı dönemde benim toplantı takvimime denk geldi, benim boş zamanımda onların açık kursu yoktu.

Şunu görünce aklıma geldi. Tez zamanda ağırlık vermem lazım şu İngilizce işine. Tamam akademik kariyer yapacak değilim İngilizce üzerine ama ölmeyecek kadar da bilmek lazım. En azından bir tarafları kaybetmeyecek kadar. O kadar müzik filan dinliyoruz küfür mü ediyorlar ne diyorlar belli değil..




I see you windin' n grindin' up on that pole,
I know you see me lookin' at you and you already know
I wanna fuck you,(fuck you) you already know
I wanna fuck you,(fuck you) you already know, girl

kaynak: http://okunak.blogspot.com

26 Kasım 2009 Perşembe

Çıldıray Hacı'nın Gençlik Görüntüleri

Son günlerde facebook'ta frienfeed'de, twitter'de orda burda "gitttin helal olsun" şarkısıyla gündeme gelen hacı amca epey sükse yapmış. Bütün arkadaşlar bunu paylaşıyr. Önce bir amcayı hatırlayalım.




Geçenlerde Sezyum'un sitesinde dolaşırken de gördüm, sağolsun araştırmış karıştırmış yukarıdaki çıldıray hacının gençlik yıllarındaki görüntülerin ulaşmış. Kendi torunlarıma da göstermek istediğim evladiyelik bir arşivde toplamak istedim, çoluğa çocuğa gösteririm ilerde, yaşamdaki çizgisini iyi belirlemesi için. Şöhreti yurt dışına kadar ulaşmış büyük sanatçı, dans yıldızı Kudret Şandra...Bu mudur?



Buymuş... Koreografi, dönüşler, kıvraklık... 7'sinde neyse 70'inde de o..

kaynak: http://okunak.blogspot.com

21 Kasım 2009 Cumartesi

Google Wave ile Blog a Bağlanmak

Google Wave için davetiye bulduktan sonra kullanıcı davetiyeleri ile gelenlerin davetiye gönderemediklerini öğrenmiştim bir önceki bölümde. Bir de Twitter'a bağlanmayı. Şimdi Google Wave ile blog a nasıl bağlantı yapacağımızı irdeleyeceğiz.

Gerekli malzemeler:

1. Google Wave için bir davetiyeye
2. Blog
3. Bir fincan çay

Yapılışı:
Arkadaş ekleme platformundan blog-bot@appspot.com adresini listeye ekleniyor. Akabinde yeni bir Wave açılıyor. İlk ekran görüntüsündeki kırmızı çerçeve içindeki geyik görünümlü yeşil renkli sivrinek kafası yeni Wave e ekleniyor. (Ekran görüntüsü-1)

Botu eklediğinizde wave üzerinde iki kod belirecek... (Ekran görüntüsü-2) İlk kod Wave'in nerede görüntüleneceğini belirliyormuş. Ben en alta ekledim. İkinci kod da yine < / B o d y > kodunun öncesine yapıştırılıyor.(Ekran görüntüsü-3)

Html kodunu nereye ekleyeceğini bilemeyecenler için:
Blogerden YERŞLEŞİM ve oradan da html'yi düzenle sekmelerini seçiyoruz. Önümüze kodlar modlar çıkacak. (Ekran görüntüsü-3)

Blogda Wavei görüntüleyebilmek için okurların Wave e katılmış olması





kaynak: http://okunak.blogspot.com

20 Kasım 2009 Cuma

Sisler Altında İstanbul

Evet; trafiği, kalabalığı, gürültüsü, kirliliği bir sürü çekilmezi var ama fotoğraf çekmeyi seven için İstanbul her mevsim güzel.

Bizim grafiker Yunus'un elinden. Bağcılar-Maslak arası TEM'de 20 km boyunca işe yarar işe yarar 3-5 tane fotoğrafı ancak çıkarttım. Nasıl grafiker anlamadım. Sabah saatlerinde uyanamadı galiba ama İstanbul Yunus'a rağmen bile güzel. Hem askere de gidecek yazık elleşmeyeyim fazla.





13 Kasım 2009 Cuma

Google Wave ile Twitter e bağlanmak...

Son günlerde herkeste bir google wave davetiye arayışı var. Bana piyangodan, daha doğrusu Friendfeed üzerinden takip ettiğim Emrah Bey tarafından gönderildi. Beni tanımaz ama buradan kendisine tekrar teşekkür ederim. Uzun süre davetleri nasıl göndereceğimi araştırırken birinin davetiyle gelenlerin davetiye gönderemediklerini öğrendim.

Tabii yalnızca bunu öğrenmedim. Gün geçmiyor ki insan yeni bir şey öğrenmesin. Neyse, twitter'e gelelim. Google wave üzerinden Twitter sayfanızı görmeniz mümkünmüş. Belki herkes biliyordur ama ben yeni öğrendim ve sizin gibi kendime saklamadım bilgiyi, paylaşıyorum işte:

Kendinize yeni bir arkadaş ekliyormuş gibi add a new contact yapıp adres kısmına tweety-wave@appspot.com adresini ekliyorsunuz. Daha sonra yeni bir wave sayfası açıp arkaş olarak az evvel eklemiş olduğunuz twitter simgesini arkadaş olarak ekliyorsunuz. Pop-up açılacak karşınıza, tiwitter kullanıcı adınız ve şifrenizi girdikten sonra artık twitteriniz google wave üzerinden hizmetinizde. Sonra Twitter üzerinden de Friendfeed, facebook filan dağıtımı biliyorsunuz işte.

Şimdi dağılabilirsiniz. Bir sonraki dersimizde google wave üzerinden bloga bağlanmayı işleyeceğiz.

...yani inşallah!

kaynak: http://okunak.blogspot.com